İnhisar Narı

    

                          

NAR HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

Nar, çok yıllık, çalı formunda, çok kuvvetli bir kök sistemine sahip, çok gövdeli, çok sık dallı, sıcağa ve kurağa dayanıklı, kısa zamanda verime gelen,birim alandan çok yüksek verim alınabilen, geniş bir adaptasyon kabiliyeti bulunan, genelde tropik ve suptropik iklim bitkisi olmasına rağmen -10 -15 C°’ye kadar düşük sıcaklıklara dayanabilen bir ılıman iklim bitkisidir. Nar, C vitamini, demir ve potasyum yönünden zengin sayılır. Tatlı, mayhoş, ekşi gibi tatlar ve yeşilden kırmızıya kadar değişen renkler görülür.

Nar, ülkemiz ve diğer ülkelerde çok eski zamanlardan beri tanınmasına rağmen üretimi birçok meyvenin gerisinde kalmıştır. Bunun ana sebeplerinden birisi dünyada henüz nar tüketim alışkanlığının yerleşmemiş olmasıdır. Son zamanlarda yetiştirme tekniği depolama ve taşıma alanlarında yapılan çalışmalar sonucu daha çok tanınan, üretimi, tüketimi ve ticareti artan bir meyve durumuna gelmiştir. .

Nar, çeşitli iklim ve toprak şartlarında yetişebilen, bakımı kolay, iç ve dış pazarlarda iyi fiyat bulan, ağaçta ve depoda uzun süre kalabilen bir meyve türüdür. Narları renk, lum zamanı vs gibi çeşitli şekillerde sınıflandırmak mümkün olsada dünyada kabul görmüş sınıflandırma şekli tadlarına göre sınıflandırmadır. Bu sınıflandırma da asitliği 0-1 arasında olanlar tatlı narlar 1-2 arasında olanlar mayhoş narlar 2 den fazla olanlar ekşi narlar olarak adlandırılmaktadır. Tatlı narlar herhangi bir tedavi edici özelliği bulunmayan hoş aromalı sofrada yemesi zor dolayısıyla şu an için üretimi yeterli narlardır. Son zamanlarda başta kolesterol ve tansiyon düşürücü olarak kullanılıp sonuçta alınan nar çeşitleri mayhoş ve ekşi narlardır. Ancak ekşi narlar konsantre nar ekşisi dışında fazla kullanım alanı bulamamıştır. Çünkü tadları sofrada yemeye ve suyunu içmeye uygun olmayacak derecede ekşidir. Bu sebeple hem sofrada iştahla yenebilen hem de suyu rahatlıkla içilebilen mayhoş narlar son yıllarda çok tercih edilir olmuştur.

NARIN TARİHÇESİ VE GELİŞİMİ

Nar’ın anavatanı Türkiye, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Türkistan, Afganistan ve Pakistan’ı içine alan Ön ve Güneybatı Asya olarak bildirilmektedir. Halen İspanya’dan Türkiye’ye Fas’tan Mısır’a bütün Akdeniz ülkelerinde, Ürdün,Irak ve İran gibi Ortadoğu ülkelerinde, Kırım’dan başlayıp Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Afganistan, Kırgızistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’e kadar uzanan Asya ülkelerinde, A.B.D., Arjantin, Şili ve Peru gibi Amerika ülkelerinde nar yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Bilinen en eski meyve türlerinden biri olan narın yaklaşık 5000 yıldır tarımı yapılmaktadır.  Bilecik, Balıkesir, İzmir, Aydın, Denizli, Antalya, İçel, Adana, Maraş, Hatay, Bitlis, Çorum gibi şehirlerde Narlı, Narlık, Narlıca, Narlıdere, Narlıova, Nardüzü, Narlıkuyu, Gülnar gibi yerleşim merkezi adlarının bulunması ülkemizin değişik coğrafyasına dağılmış çok geniş bir alanında nar üretimi yapılmakta olduğunun bir işaretidir. Bazı kaynaklara göre ülkemizin 48 ilinde nar üretimi yapılmaktadır.

 

DEĞERLENDİRME ve PAZARLAMA

Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbî olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitler (pelletierin) taşır. Nar meyvesi kabuğunda tanen, triterpenler ve az miktarda alkaloitler bulunur. Özellikle deri işleme sanayinde kullanılan tanen, ayrıca meyve sularının durultulmasında ve çinko zehirlenmelerinde tedavi edici olarak da kullanılmaktadır. Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa barsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15’lik) çay hâlinde kullanılabilir. Ayrıca nar kabuğu yün iplikleri, sarımsı renge boyamakta kullanılır. Yetiştiriciliği yapılamayan orta ve kuzey Avrupa ülkelerinde “doğunun egzotik meyvesi” olarak adlandırılan nar çok eski zamanlardan beri efsanelere konu olmuş kutsiyet atfedilmiş bir meyvedir.Tevrat, İncil ve Kur’an-ı kerim de nardan bahsedilmekte ve bir rivayete göre “Her narda bir damla cennet suyu vardır.” ve; “Narı içindeki zarı ile beraber yiyiniz, çünkü mîdeyi temizler.”mealinde hadis-i şerifler olduğu bildirilmektedir. Nar, mide iltihabına, Boğaz, göğüs ağrılarına karşı kullanılır ve öksürüğü keser. Diş çürümesini önler. Çok iyi bir potasyum kaynağı olan hicaz nar çocukların diş sağlığı için, özellikle de kız çocuklarının 45 yaş sonrası menapoz döneminde osteoporoz riski yaşamadan rahat geçirmeleri için çok gereklidir. Günde bir bardak nar suyu tüketilmesi bunun yanında tansiyona sebep olan enzim faaliyetini durdurarak yüksek tansiyonu önlemesi damar çeperlerindeki kolesterol plakalarını çözmesi gibi faydaları da vardır. Son yıllarda yeniden keşfedilen antik çağların efsane bitkisi nar düzenli tüketildiğinde zindelik ve yaklaşık on yıl gençlik hissi verdiği için kırk yaş sonrası bütün insanların kullanması gereken ürünlerin başında gelir. Bu özellikleriyle öncelikle avrupada sonra da büyük şehirler de natural marketlerde de yer almaya başlamıştır.

Nar eskiden  tüketim alışkanlığı olan bölgelerde ihtiyaç bahçe kenarlarındaki bir iki nar ağacından karşılandığı için kapama nar bahçeleri kurulmuyordu. Çünkü üretimi arttırabilmek için ihracat imkanının bulunması gerekiyordu.

Eskiden beri arap ülkelerinin tatlı Avrupa ülkelerinin ise mayhoş narları tercih etmesi  ve son yıllarda nar suyunun Kolesterol ve tansiyon düşürücü olarak natural marketlerde yer almasıyla özellikle Avrupa ülkelerinden gelen talepler yükselmiştir.

NAR’IN EKOLOJİK İSTEKLERİ

Bir bitkinin başarılı olarak yetiştiriciliği yapılmak isteniyorsa, o bitkinin tabii yayılma alanlarındaki yetişme şartları göz önüne alınmalıdır. Narın tabii yetişme alanı Anadolu, Suriye, Irak, İran ve Afganistan olarak gösterilmekte ve bu ülkelerde yabani nar ormanları bulunduğu ifade edilmektedir. Bu bölgelerdeki dağların güneye bakan yamaçlarında yer yer su sızdıran bazen de çok az su bulunan ama herhalde bol ışık alan havadar ortamlar bize kültür narlarının yetişebileceği ekolojiler hakkında fikir vermektedir.

TOPRAK İSTEĞİ

Toprak bakımından ağır killiden çakıllıya kadar çok geniş bir tolerans alanı olan nar kısmen tuzlu ve kireçli alanlarda da yetiştirilebilir. Ancak nar için en iyi yetişme ortamı geçirgenliği iyi organik madde miktarı yüksek su tutma kapasitesi iyi nemli ve serin topraklardır.

İKLİM İSTEĞİ

Tropik ve subtropik bölgelerde tabii olarak yetişebilen nar sınırlı olarak da ılıman iklim bölgelerinde yetiştirilebilmektedir. nar yetiştiriciliği için kışları ılık ve yağışlı yazları sıcak ve kurak kışları sıcaklığın -10 ºC nin altına düşmediği yöreler uygundur. Bu sıcaklığın altında taze sürgünler -18 ºC nin altında ise ana gövde soğuktan zarar görür. Sert rüzgar alan yerler, kışları sıcaklığın daha düşük hissedilmesine, yazları da dikenli çeşitlerde meyve kabuklarının çizilerek pazar değerinin düşmesine sebep olmaları dolayısıyla uygun nar yetiştirme alanları değildirler. Bu alanlarda nar yetiştiriciliği yapmak için önceden rüzgar kıranlar tesis edilmelidir. Narlar antep fıstığı ile beraber sıcağa ve kurağa en çok dayanabilen bitkiler olmalarına rağmen yazları düzenli su isterler. Bu bilgiler ışığında nar Çanakkale den Siirt’e kadar sahil bölgeleri, batı ve güney geçit bölgeleri ile güneydoğu Anadolu bölgesinde yetiştirilebilecektir ve yetiştirilmektedir.

Bazı nar çeşitleri daha soğuk yerlerde de yetiştirilebiliyor olsa da eğer nar yetiştiriciliği yapılmak isteniyorsa -10 ºC nin kritik bir sıcaklık derecesi olduğunun bilinmesi, bir çok meyve türünde olduğu gibi ilkbahar geç donlarından zarar görebildiği için özellikle ırmak kenarlarına dikim yapmaktan kaçınılması gerekmektedir.

NAR BAHÇESİ TESİSİ

BAHÇE YERİ SEÇİMİ :

Nar bahçesi tesisi için kışları sıcaklığın -10 ºC nin altına düşmediği, yıllık yağışın 500 mm civarında olduğu ve bunun tamamının kış ve bahar aylarında düştüğü, fazla rüzgar almayan, ışıklanmanın bol olduğu bölgelerdeki derin geçirgen su tutma kapasitesi yüksek topraklar uygun yerlerdir. Fazla bir toprak seçiciliği olmayan nar yüksek taban suyu olan yerlerde drenaj yapılarak yetiştirilebilir. Dikim de yapılacak tesis gübrelemesi ve sonraki yıllar yapılacak gübrelemeler için toprak tahlili yapılması uygun olur.

TOPRAK HAZIRLIĞI VE DİKİM

Bahçe kurulacak yerler hububat hasadından sonra anıza bırakılmalı ve yaz sonlarında derince sürülmelidir. Eğer pulluk tabanı varsa öncelikle 1 m. ara ile dipkazan çekilerek pulluk tabanı kırılmalıdır.Sonbaharda gerekiyorsa ikinci bir sürüm daha yapılmalı ve arzu edilen sıra üzeri ve sıra arası mesafelere 30 cm yarı çapta ve derinlikte çukurlar açılmalıdır. Organik madde bakımından fakir topraklara dikim yılından önce ve dikimi takip eden 2 yıl boyunca yeşil gübre olarak fiğ veya bakla ekilerek çiçeklenme mevsiminde toprağa karıştırılmalıdır. Bunun yanında dekara 5-6 ton çiftlik gübresi vermek de hem fidan gelişimi hem de gelecek yıllarda verim için iyi netice verir. Dikim aralığı olarak genellikle sıra üzeri mesafeler 1.5- 4 m. sıra arası ise 3-6 m olarak uygulanmaktadır. İyi bir ışıklanma sağlana bilmesi için geniş aralıklarının kuzey güney doğrultusunda olması gerekmektedir. Sık dikim genellikle zayıf bünyeli topraklarda uygulanır. Verimli topraklarda sık dikim yapılmak isteniyorsa sıra arası mesafe 2.5-3 m. sıra üzeri ise 2 m. olarak dikim yapılmalı ağaçlar büyüdükçe 4.-5. yılarda sıra üzerinde 6. yılda da sıra arasında seyreltme yapılarak ağaçların 4×5 veya 6m. aralıkta kalması sağlanmalıdır. Böylece ağaçlar tam verim çağına gelmeden de bahçeden tatminkar verim almak mümkün olabilecektir. Nar bitkisi henüz yeni tanınmaya başladığı için bilen bilmeyen herkes dikim sıklığı konusunda ahkam kesmekte ama uygulamalarda olumsuzluklar görüldükçe biz onu şu tür arazi için söyledik demektedir. Narın sıra arası mesafesinin 3.5m. den daha dar olabileceğini söylemek cehalet değilse kötü niyetle izah edilebilir. Çünkü uygulama da görülmüştür ki; 6. yaşına gelen narlar en az 2.5m. taç oluşturmakta ve rüzgarlı havalarda eğilerek çöğürlerinin diğer ağacın meyvesini çizmesi sonucu kalite kaybına sebep olmakta meyvelerin daha yüksek fiyatlara dış pazarlara satılabilecekken düşük fiyata iç pazarda değerlendirilmesine sebep olmaktadır. Nar bitkisi genellikle 2. yıldan itibaren verime başlayıp 3-5 kg/ağaç ürün alınsa da en yüksek verim çağına 8. yılda gelmekte ve bu yaşta bazı çeşitlerde ağaç başına100 kg ürün almak mümkün olabilmektedir.

Koruklu da yapılan bir denemede 4. yılında hicaz nardan 28 kg/ağaç verim alındığı bildirilmektedir. Sık dikim (2 x 2.5 m ) tercih edilirse 4. yılında hicaz nardan 5 ton verim alınabilecektir ki 8. yılda ulaşılacak verime 4. yılda ulaşmak demektir. Nar bahçelerine dikilecek fidanlar 1 yaşında olmalıdır. Daha yaşlı fidanlar iyi bir taç teşekkülü için gerekli olan dikim budamasına uygun olmadığı için tercih edilmezler. 1. yıl sonunda tımarı yapılıp tek gövde bırakılan tüplü dört gövdesi bulunan 2 yaşlı fidanlar da dikim için tercih edilebilir. Nar fidanları yaprak dökümünü takiben kış ve erken ilkbahara kadar dikilebilir. Kışları ılık geçen bölgelerde sonbahar dikimi uygunken kışları kısmen sert geçen yerlerde erken ilkbahar dikimi yapmak daha uygundur. Dikim zamanında bütün fidanlarda olduğu gibi kök tımarı yapılır. Çelikte kalan zayıf sürgünler çıkarılır ve ana sürgün 40-50 cm den kesilir. Dikimden sonra toprak iyice sıkıştırılarak can suyu vermek için küçük bir çanak açılır ve toprak nemlide olsa mutlaka can suyu verilir.

Nar Nasıl Dikilir?

- Genellikle bir yaşındaki fidanları tercih edin.
- Toprağın; verimli, organik maddece zengin ve geçirgen olmasına özen gösterin.
- Dikim aralarını 2.5×3 metre, 3×4 metre ya da 4×4 metre olarak belirleyin.

- Fidan çukurundan çıkan toprağı, 1/3 oranında yanmış çiftlik gübresi ve 1/5 oranında ince dişli kumla karıştırın ve fidanı dikim çukuruna yerleştirdikten sonra bu karışımı doldurun.
- Dikimden önce, fidanların uzun kökleriyle dip süngerler ve kör süngerleri traş edin.
- Fidanı seçerken boylu ve kuvvetli olanları tercih edin. Bu, erken verim almak için önemlidir.
- Fidanın üst kısmındaki kuvvetli dalları birkaç çatal kalacak şekilde, biçimli budayarak dikin.
- Dikerken aşı gözünün, toprağın 8-10 cm üzerinde kalmasını sağlayın. Fidan diplerinde, genişce su çukurları açarsanız, daha sağlıklı gelişir.
- İlk yıl, fidanların rüzgardan zarar görmemesi için, iki kazık arasında bağlanması gerekir. Böylece ilk köklenme sırasında, sarsıntıdan kılcal köklerin kopmalarını önleyebilirsiniz. Fidanınız çabuk gelişir.
- Kışları ılıman geçen yerlerde fidanlar, kasım ayının ilk haftasından sonuna kadar dikilebilir. Kışları set geçdiği yörelerdeyse dikim için şubat sonuyla martın ilk iki haftasını beklemenizi öneririz.
İsteklerine Kulak Verin
- Hafif alkali ve nötr pH’daki toprakları, yani pH’ı 7 ve 7.5 olan, tınlı, kumlu tınlı, organik maddece zengin, derin ve geçirgen toprakları sever.
- Yazları kurak ve sıcak, kış aylarında yağışlı ve sıcaklığın 10 derecenin altına düşmedeği yerlerde iyi verim alabilirsiniz.
- İlkbahar yağışlarının normal olduğu yörelerde, yağışların bitimi sonrası 12-15 gün aralıklarla sulama yapılması gerekir. Verim almak için kaliteli sulama suyu kullanılabilir.
- Çiçekleri geç açtığı için, geç ilkbahar donlarından zarar görmez. İlk açan çiçekler meyve çiçeği olmayıp, kısa sürede dökülürler. Daha sonra açan çiçekler meyve çiçekleridir. Çiçeklenme süresi oldukça uzundur.
- Tozlaşma doğal koşullarla, en çok böceklerle olur. Ağaçlar, en erken üç yaşında meyve vermeye başlar. Ancak tam verim almak için beş yaşını beklenmelidir.
Gübreleme ve Sulama
- Seçilen alanın toprak tahlillerini yaptırmak çok önemlidir.
- Doğal gübreleme için, baklagil yem bitkilerinden birisi sıra aralarına ekilir, yem bitkisinde çiçeklenme başlar başlamaz, toprak sürülüp karıştırılır.
- İyi yanmış çiftlik gübresiyle, ilk yıl ağaç başına 7-10 kilogram, ilerki yıllardaysa ağacın büyüklüğü ve gelişme durumuna göre, 15-40 kilograma kadar verim alınabilir.
- Ticari gübrelere gelince: Amonyum sülfat ağaç başına 400-500 gram, triple süper fosfottan 250 gram, potasyum sülfattan 150-200 gram verim alınır. Yaprak gübreleri de etiket dozuyla, üç hafta aralıklarla kullanılmalıdır.
- Sulama, nar için çok önemlidir. Meyvelerin sağlıklı büyümeleri ve yarılmamaları için, düzenli sulanmalıdır. Yağışların bitmesiyle, 12-15 gün aralıklarla yapılmalıdır. Sulamaya, hasattan üç hafta öncesine kadar devam edilmelidir. Genellikle karık ya da göllendirme yöntemiyle sulanır. Ama damlama ve sızdırma yöntemleri daha ekonomiktir.
Hastalıklarla ve Zaralılarla Mücadele
- Başlıca zaralılar, fare ve sıçanlardır. Bunlara karşı pellet ve balmumuyla özel olarak hazırlanmış pasta yemlerin kullanılması gerekir. Yemleri dokunmadan, bahçenin içersinde iki ucu giriş delikli küçük tahta kutulara yerleştirin. Faydasını göreceksiniz.
- Ayrıca hastalıkların yoğun olduğu yıllarda, haziran haftasının üçüncü haftasından itibaren, iki hafta aralıklarla 3-4 kez mantar ilacı kullanın.
- Hastalık ve zararlıların güç birliğine karşı, yıl içinde en az 3-4 kez mantar - böcek ilacı karışımını ağaçlara püskürtün.

 

ÜRETİM VE BAKIM

TOPRAK İŞLEME :

 Her meyve bahçesinde olduğu gibi nar bahçelerinde de toprak işleme yapılır. Toprak işleme ilk yıllarda iki yönlü ve derin olarak yapılır. Sonraki yıllarda daha yüzsek sürüm yapılır yada diskharrow, kazayağı gibi aletlerle toprak işleme yapılır. Nar bahçelerinde mutlaka yabancı ot mücadelesi yapılmalıdır. Bunun için toprak işleme yanında selektif herbisidler de kullanılabilir.

BUDAMA :

ŞEKİL BUDAMASI:

Narlar hiç budanmadan büyüdüklerinde çalı formunda çok gövdeli büyürler ama verimsiz ve meyveleri kalitesiz olur. Bu sebeple narlar dikim sıklığı ve dikim yapılan bahçenin toprak yapısına göre tek ana gövde üzerinde 3-4 gövdeli olarak yetiştirilir. Şekil budaması ilk 2-3 yıl içinde ağaçlar verime yatmadan yapılır. 1. yıl sonunda dikimde bırakılan tek ana daldan çıkan 4 ayrı yöndeki kuvvetli 4 sürgün ana gövde olarak seçilir ve tepeleri 50-60 cm kesilerek alçak taçlanmaları sağlanır. Ana gövdelerden çıkan birinci ve ikinci dallarda da 2.-3. yıllarda 50-60 cm.den tepe alma yapılarak taç teşkili tamamlanır. Sonraki yıllarda dipten çıkan sürgünler ve yukarıdaki obur dalların kesilmesi yeterlidir.

VERİM BUDAMASI:

Narlar genel olarak 2. ve 3. yıllardan itibaren meyve vermektedirler. Narlar verime yattıktan sonra meyve verecek dallarda uç alma yapılmamalıdır. Bu dönemde seçilen 3, 4 gövde dışında çıkan dip sürgünlerin sürekli olarak temizlenmelidir. Ayrıca taç kısmında görülen obur dallar dipten kesilmeli taç teşkili için gerekirse uç alınarak dallanması sağlanmalıdır. Sık taç meydana gelmiş ise güneşlenme ve havalanmayı sağlamak için genel bir seyreltme yapılmalıdır. Bu işlem yapılırken zayıf, kurumuş, hastalıklı dallar öncelikle seçilmelidir.

Narlarda genellikle bir yıllık dallarda kısır çiçekler, iki yıllık dallarda verimli çiçekler meydana geldiğinden verim budaması yapılırken bu durum göz önüne alınmalıdır.

GENÇLEŞTİRME BUDAMASI:

 Nar gövdesi çeşitli şartlara göre değişmek üzere ortalama 20 – 30 yaşlarında ekonomik ömrünü tamamlarlar. Ancak kök boğazından yeni çıkan sürgünlerle nar l00 yılı aşkın bir süre verimliliğini sürdürebilir. Bu durumda yaşlı gövdeler her yıl birer olmak üzere dipten kesilerek yeni sürgünlerden uygun olanlar genç gövde oluşumu için bırakılır. Bu sürgünlerle aynı yollarla yeni gövdeler teşkil edilerek ağaç gençleştirilir. Böylece gövde adedine göre 3-4 yılda bahçe gençleştirilir ve uzun yıllar faydalanılır.

 

 

GÜBRELEME:

Narların gübrelenmesi konusunda yapılan araştırmada, organik gübrelerin gelişme, verim ve kaliteye çok önemli etkisi bulunmuştur. Narlara verilecek çiftlik gübresi iyi yanmış olmalı ve dekara 2-3 ton sonbahar-kış aylarında bütün bahçeye kaplayacak şekilde verilmeli ve pulluk ile toprağa karıştırılmalıdır. Nar için yeşil gübreleme yapılması da yararlı sonuçlar verir. Bunun için bakla, fiğ gibi bitkiler nar bahçesinin tamamına ekilir. Ekimi yapılan bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde bahçe sürülerek toprağa karışımı sağlanır. Bu bitkilerin toprağı azotça zenginleştirmesi bakımından da yararları vardır. Azot nar için oldukça önemlidir. Sürgün gelişimi ve meyve büyümesi için azotlu gübre kullanımı şarttır. İlk yıllarda ağaç başına 50 – l00 gr saf azot verilmesi gerekmektedir. Tam verime geçtik ten sonra bu miktar ağaç başına 200 – 300 gr saf azota çıkarılmalıdır. Azotlu gübreler toprağın asitlik durumuna göre üre, amonyum nitrat ve amonyum sülfat olarak erken ilkbahar ve yaz aylarında olmak üzere 2 defa verilir. Yukarıda belirtilen miktarın 2/3 ü mart ayında l/3 ü ise haziran-temmuz aylarında verilmelidir. Gübrelemeden sonra ağaç hemen sulanmalı, sulanmayacaksa gübre çapa ile toprağa karıştırılmalıdır.

Fosforlu gübreler ise narın çiçeklenme, meyve tutumu ve kök gelişmesiyle ilgilidir. Narların fosfor ihtiyacı tam verim çağında 150-200 gr saf fosfor olarak belirlenmiştir. Fosforlu gübreler kış aylarında dal uçlarının ulaştığı bölgelerde 20 – 30 cm derinlikte ağaç çevresinde açılan daire şeklindeki çukura verilerek üzeri kapatılır

SULAMA:

Nar her ne kadar çöl iklimine bile uzun yıllar dayanabilse de yüksek verim ve kaliteli ürün almak için meyveler olgunlaşmaya başlayıncaya kadar toprakta yeterli nem bulundurulmalıdır. Özellikle odun gözlerinin sürmesi, çiçek tomurcuklarının görülmesi, tohum bağlaması ve meyve gelişimi olmak üzere 4 dönemde yeterli toprak nemi mutlaka sağlanmalıdır. Bahçenin toprak yapısına göre sulama aralığı (7-10 gün) belirlenip bu aralıklarda sulama yapılmalıdır.

Meyvelerin son olgunlaşma döneminde hasattan 10-15 gün önce sulamaya son verilmelidir. Aksi halde narlarda büyük sorun olan kabuk çatlamalarını meydana gelir. En uygun sulama sistemi ilk tesis masrafı yüksek olsa da gübrelemenin de beraberce yapılabildiği damla sulama sistemidir. Ancak çanak usulü, karık veya salma sulama da uygulanabilir.

HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE .

Nar yetiştiriciliğinde diğer meyvelerde de görülen bazı zararlılar önemli ürün kaybına sebep olabilmektedirler. Bunlardan başlıcaları Kök ur nematodları, Fareler,Yaprak bitleri, Beyaz sinek, Akdeniz meyve sineği ve kırmızı örümceklerdir. Sebebi bilinmemekle birlikte bazı mantari hastalıklarda zarar yapmakta bunun için hasada yakın fungusid kullanmak yararlı sonuçlar doğurmaktadır. .

Kök Ur Nematodu :

 Toprak altı zararlılarından olan nematodlar mücadelesinin ya hiç yok ya da çok zor ve pahalı olması sebebiyle ilerde nar tarımının en büyük düşmanı olacağı sanılmaktadır. Kök Ur nematodu (Meloidogyne spp ), 1855 yılında ilk olarak İngiltere de görülmüş ve daha sonra nemli ve sıcak iklim yapısına sahip ülkelerde hızla yayılmıştır. ( Özellikle Akdeniz e kıyısı olan ülkelerde) Yurdumuzda da yaz aylarında yaygın olarak Akdeniz bölgesinde ve açık alan sebze yetiştiriciliği yapılan bölgelerde görülmektedir.

Genel olarak zararlının gelişme şartları:Kumlu ve hafif topraklar,Yüksek toprak sıcaklığı(20-30 ºC toprak) özellikle mayıs ve haziran aylarında, Ancak M. Hapla çok düşük sıcaklıklarda bile(-4 ºC )gelişebilmektedir, Nematoda dayanıksız çeşitlerde daha hızlıgelişmektedir.Yayılma genel olarak sulama suyu, hayvan gübresi, kullanılan alet ve ekipmanlar ve bulaşık bitkiler yardımıyla olur. Kök ur nematodu yanında Gamalı nematod ve Turunçgil nematodu da narlarda zarar yapmaktadır. Bulaşık fidanlarla kurulan bahçelerin çok kısa bir süre sonra yeterli verim sağlayamadığından sökülmesi gerekir meyve tesisi sökülmekle kalmaz tarla bulaşık hale geldiği için uzun süre meyvecilik yapılamaz. Nematodların Karantina tüzüğüne göre hiç toleransının bulunmaması üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur . Bu zararlı dan korunabilmek için mutlaka sertifikalı fidanla bahçe kurulmalıdır.

Fareler:

narlarda genel olarak limon faresi(Rattus Rattus Frugivorus Rafın) ile tarla fareleri (Microtus spp) zarar yaparlar.Fareler nar ağaçlarında gövde ve dalların kabuklarını soyarak bunların zamanla kurumalarına sebep oldukları gibi meyve kabuklarında delikler açarak tanelerini de tamamen yerler. Bunlarla ilaçlı mücadele Tarım İl Müdürlüklerinden temin edilebilecek olan çinko fosfürlü zehirli yemlerle yapılır.

Yaprak bitleri:

Fidanlıklarda elma yeşil yaprak biti (Aphis pomi) meyve bahçelerinde pembe tomurcuk ile çiçek taç yapraklarının dökülmesi arasında Elma gri yaprak biti (Dysaphis plantaginea), Kırmızı gal aphidleri (Dysaphis spp) ve şeftali yaprak biti (myzus Persicea) zarar yaparlar. Emilen yapraklar kıvrılır,çiçekler açılamaz meyveler ise bozuk şekilli olurlar. Ağaçların üzeri parlak yapışkan tatlı bir sıvıyla kaplanır, sonra bunların üzerinde fumajin mantarları ürerler. Fidanlıklarda 15 bulaşık sürgün meyve bahçelerinde türlere göre değişen 2- 5 bulaşık çiçek buketi bulununca Methyl parathion, Malathion, Diazinon,Endosulfan v.s. gibi etken maddeyi içeren ilaçlardan tavsiye edilen dozlarda 2-3 defa ilaçlama yapılır. .

Beyaz sinek:

Narlarda Beyaz sinek( bemisia tabaci) ile turunçgil beyaz sineği (Dialevrodes citri) zarar yaparlar. Ergin boyu 1 mm kadar genel görünüşü beyaz kanat ve vücut üzeri beyaz tozlu görünümde bir mum tabakasıyla kaplıdır.

Her ikisinin ergin ve nimfleri bitki özsuyunu emerek zayıflamasına sebep olurlar. Bitkilerin gelişmesi yavaşlar özellikle nimflerin çıkardıkları yapışkan tatlı maddeler yaprakları tamamen kaplar. Sonraları bu yapışkan maddenin üzerinde oluşacak fumajinler ağaçların verimini meyvenin kalitesini ve pazar değerini düşürürler. Yapraklarda 2-3 adet ergin larva veya yumurta görüldüğünde Deltamethrin, Cypermethrin, Permethrin, gibi ilaçlardan birisiyle ilaçlama yapılır. Sezon içinde iki üç defa ilaçlama gerekebilir. Bahçede aynı zamanda kırmızı örümcek te varsa sentetik pirethroidler ya kullanılmamalı yada kırmızı örümcek ilaçlarıyla beraber kullanılmalıdır. .

Akdeniz meyve sineği:

Akdeniz meyve sineği (Ceratitis capitata) nin larvaları zarar yapar. Meyvenin etli kısmında beslenen larvalar yumuşama ve çöküntüye sebep olarak meyvelerin erken olgunlaşıp dökülmesine sebep olurlar. Enfekte olup dallarda kalan meyvelerde ihraç edilemez. Erginler 4-6 mm boyunda genel rengi sarımsı kahverengidir. Baş sarı gözler büyük yeşil madeni parıltılıdır. Kanatları geniş olup üzerinde siyah ve soluk kahverengimsi şeritler vardır. .

Akdeniz meyve sineğinin ara konukçusu olan şeftali incir cennet elması gibi çeşitler meyve bahçesi ve çevresine dikilmemelidir. Meyvelerin olgunlaşmasına yakın tuzaklar asılarak çıkış kontrolü yapılmalı ve sineğin tespitinden sonra malathion veya beyazsinek mücadelesinde kullanılan ilaçlardan birisiyle ilaçlama yapılmalıdır.

Kırmızı örümcek:

Narlarda iki noktalı örümcek (tetranycus urticea), Avrupa kırmızı örümceği(Panonycus ulmi), kahverengi örümcek (Bryobia rubriculus), Akdiken akarı (tetranycus viennensis) ve Yassı akarlar (Cenopalpus pulche) zarar yaparlar.Bitkilerin yapraklarından özsuyunu emerek zarar yapan kırmızı örümcekler, yapraklarda önce beyaz sonraları sarı kahverengi lekeler meydana getirirler. Bu lekeler önceleri temre gibi görünürken sonraları yaprağın kuruyarak dökülmesine ve önemli miktarlarda ürün kaybına sebep olurlar. Çıplak gözle zor görülecek kadar küçük olan kırmızı örümcekler için kış ilaçlaması ve gerekiyorsa çiçek ve taç yapraklarının tamamen dökülmesinden sonra takriben mayıs ayında dikofol, Tetradifon,Binapacryl ve omethoate benzeri ilaçlardan biriyle ilaçlama yapılmalıdır.

Harnup güvesi: (Ectomyelois ceratoniae zeller)

Ergin dişi kelebek daha çok tatlı narların taç kısmına birer yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan larva buradan içeri girerek meyve etinde beslenir, gelişir, pupa ve ergin olur. Olgun tırtıl 15-18 mm boyunda pembe renkli başı kırmızımsı esmerdir. Kahverengimsi esmer pupası 8-10 mm boyundadır. Bu zararlının birinci döl konukçuluğunu yapan yeni dünya meyveleri bahçe çevresinde bulundurulmamalıdır. Biyolojik mücadelesinde ise Bacillus thuringiensis bakteriyel preparatları 100lt suya 70 gr doz da ağaç başı 5 lt ilaçlı su hesabıyla haziranın ikinci yarısından itibaren 15 20 gün ara ile 4-5 defa kullanılmalıdır.

Hasat Ambalajlama ve Depolama

Nar hasadı, bölgelere ve çeşitlere göre ağustos sonunda başlar kasım ortalarına kadar devam eder. Narın çiçeklenme dönemi uzun olduğundan olgunlaşması farklı zamanlarda olur. Bu sebeple nar hasadının 2-3 defada yapılması uygun olur. Hasat meyveler üzerinde 1-2 mm uzunluğunda sap kalacak şekilde makasla yapılmalı ve hasat esnasında meyveleri yere düşürmekten kaçınmalıdır.Bu meyve çürümesini önleyeceğinden dolayı kaliteyi arttırır. Ayrıca kasalara iki sıradan fazla meyve dizilmemelidir.

Meyvelerin seçimi, boylanması ve paketlenmesi pazar açısından özellikle ihracatta önem arz etmektedir. narların seçme ve boylaması elle yapılmalı meyveler birbirine değmeyecek şekilde paketlenmelidir.

Nar, meyve kabuğunun depolanmaya uygun özelliği dolayısıyla uzun süre dayanır. Soğuk hava depolarında 4-6 ay depolanabilen narlar pazarlamada süreklilik ve uygun dönemlerde arz imkanı tanımaktadır.

HASAT VE DEPOLAMA

Nar çiçeklenmesi uzun sürdüğünden aynı ağaçtaki meyvelerin olgunlaşması farklı zamanlarda olur. Bu nedenle hasadın 2-3 defada kademeli olarak yapılması gerekir.

Nar çeşitlerinin çoğunda meyve dala sıkıca tutunduğu için koparılması oldukça zor; hatta bazı çeşitlerde adeta imkansızdır. Koparmak için meyveyi çekme sırasında, ya meyve sapına yakın kısımda meyve kabuğu yırtılır, ya dal kırılır, ya da meyveye diken batar. Bu nedenle meyvelerin elle koparılması yerine, bir makasla sapının kesilmesi suretiyle hasadın yapılması daha doğru olur. Meyveler sap kısmı silme kesilerek hasat edilir. Meyvede uzun sap kalması diğer meyvelerin zedelenmesine sebep olur. Şiddetli darbeler sonunda, meyve içinde daneleri çevreleyen zar yırtılır ve su meyve içine dağılır. Bu sırada kabukta bulunan ve buruk bir tat veren tanen maddesi de, darbe esnasında sıkışma sonucu meyve suyuna karışır. Bu durumlar meyve kalitesinin bozulmasına, meyvelerin çürümesine sebep olur.


Nar meyveleri tek tek çeşitli kağıt veya plastik malzeme ile sarılarak uygun boyutlardaki kasalara konur. Meyveler kasalara mutlaka tek sıra halinde dizilmeli, tüm meyvelerin kaliks uzantıları üste veya üst yana gelecek şekilde dizilmelidir.

Nar meyvesi kabuğunun özel yapısı dolayısıyla çeşitli şartlarda 4-6 ay saklanabilmektedir. Depolanacak narlar çeşitli hastalık ve zararlı etkilerinden ve fiziksel zararlardan temiz olmalıdır.

Derimsi yapıdaki meyve kabuğu danelerin su kaybını büyük ölçüde engeller. Bununla beraber oda sıcaklığı ve düşük nemli ortamlarda kabuk su kaybederek büzülmekte ve kuruyarak sertleşmektedir. Bu şekilde muhafaza edilen nar meyveleri birkaç ay saklanabilmektedir. Ticari depolamada esas, meyve kabuğunun kurumaması, parlak ve canlı görünümünü koruması ve ağırlık kaybının en aza indirilmesidir. Bu amaçla narlar, genel olarak, 5ºC de %90-95 nemli depolarda muhafaza edilebilirler. Kontrollü atmosfer depo koşullarında muhafaza süresi ve kalitesi daha da iyileşecektir.

DÖLLENME BİYOLOJİSİ

Narlarda genel olarak erkek, dişi ve erdişi çiçekler bulunabilir. Kültür çeşitlerinde ise erdişi çiçekler bulunmakla beraber bunlar A ve B tipi çiçek olmak üzere iki tiptir.

A Tipi Çiçek: Morfolojik erdişi, fizyolojik erkek yapıdadır. Yani dişi organ fonksiyonel değildir. Bu tip çiçeklerde dişi organ dumura uğramıştır. Dişi organın boyu normalden kısa olup 0,5-1 cm. kadardır. Yumurtalık da gelişmemiş olup küçüktür. Bu durumdaki çiçeklerin alt kısmı sivri, ters ve koni şeklindedir. Bunlar steril çiçeklerdir.

B Tipi Çiçek: Morfolojik ve fizyolojik yönden erseliktir. Dişi organ uzundur ve hafif kıvrılmış bir boyuncuğa sahiptir. Yumurtalık gelişmiş durumdadır. Bunun sonucu çiçek daha tomurcuk halinde iken alt kısmı A tipi çiçeğe göre daha kalın ve şişkin bir yapıdadır.

Narlarda dişicik tepesi (stigma), çiçek henüz açılmadan ve erkek organlar olgunlaşmadan önce (protogini) çiçek tozu kabul edebilir hale gelir. Bu dönem yaklaşık 24 saat sürer ve bu sürenin büyük bir kısmında taç yapraklar henüz tam olarak açılmamıştır. Bu anda aynı çiçeğin tozları henüz ortamda bulunmadığından aynı veya başka ağaçtan çiçek tozları taşınır ve tozlanma böceklerle olur.

Narlarda kendine verimlilikle ilgili yapılan çalışmalarda, çeşitlerin kendine tozlanması sonucu meyve tutma oranlarında % 20 ye varan azalma olmuş, meyve iriliği de düşmüştür. Bu durum nar bahçesi kurarken çeşitlerin çiçeklenme zamanı dikkate alınarak tozlayıcı çeşit bulundurmak gerektiğini ortaya koymaktadır.

NARDA MEYVE ÇATLAMASI

Meyve çatlaması nar yetiştiriciliğinde temel sorunlardan biridir. Meyve kabuğunun ve danelerin farklı oranlarda gelişmeleri sonucu oluşan fizyolojik bir zararlanmadır. Nar yetiştiriciliğinde meyve çatlamasının pek çok nedeni vardır. Bu nedenler göz önüne alınarak nar çatlamasının kontrolü için bazı önlemler alınabilir. Bunların en önde gelenleri;

1. Çatlamaya dayanıklı çeşit kullanmak.
2. Düzenli ve yeterli sulama. Düzenli bir sulama için damla sulama sistemi kullanılmak.
3. Erken olgunlaşan çeşit kullanmak.
4. Hasadı zamanında ve birkaç defada yapmak.
5. Rüzgarkıran tesisi ile şiddetli rüzgarlardan meyvelerin dallara sürtünmesi ve dikenlerin batmasına engel olmak.
6. Besin maddesi uygulamaları. Mikro element noksanlığından kaynaklanan meyve çatlamalarında küçük meyve döneminde % 0,5 kalsiyum nitrat veya % 0,1 borik asit uygulamaları meyve çatlamasını azaltmaktadır.
7. Antitranspirant uygulaması. % 5 pinolene (vapor gard) uygulaması çatlamayı azaltmaktadır.
8. Aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınmak.
9. Sert budama yapılmamak.

 

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze narın içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 63 kalori; 0,5 gr. protein; 16 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; çekirdekleriyle birlikte yenilirse yüksek oranda lif; 8 mgr. fosfor; 3 mgr. kalsiyum; 0,3 mgr. demir; 3 mgr. sodyum; 259 mgr. potasyum; eser miktarda A vitamini; 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,03 mgr. B2 vitamini; 0.3 mgr. B3 vitamini ve 4 mgr. C vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerin incelenmesinden görüleceği gibi nar, özellikle potasyum ve karbonhidrat yönünden değerli bir besindir. Bunun yanı sıra narın, sağlığımıza yararlı şu etkileri de vardır:

Nar meyvesinin kabuklan, doku büzücü etkisiyle peklik vericidir: Bunun için nar kabukları iyice kıyılıp bunlardan 2-3 tatlı kaşığı alınarak üzerine bir bardak kaynar su dökülür. 10-15 dakika kadar demlendirilerek bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyondan günde iki kez, sabah ve akşamları birer bardak içilir.

Yukarıda tanımı verilen infüzyonun aynı dozda içilmesi, bedende tenya düşürücü etki de yapar.

 Nar kabuklan, aynı etkilen nedeniyle şiddetli diyare ve dizanteriye karşı da kullanılır: Bu etkiyi sağlamak için narın taze ya da güneşsiz, havadar bir yerde kurutulmuş kabuklarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp bir bardak suyun içinde kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra kısık ateşte ısıtma 10-15 dakika daha sürdürülüp bir dekoksiyon elde edilir. Bu dekoksiyondan günde iki kez, sabah ve akşamları birer bardak içilir.

 Kurutulmuş ve öğütülmüş nar kabukları, yine aynı etkisi nedeniyle yaralara serpilerek kanı kesici olarak kullanılır.

 Olgun nar tanesinin sıkılıp suyunun içilmesi ya da nar taneciklerinin bolca yenilmesi idrar söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı ve tonik (bedeni güçlendirici) etkiler yapar.

Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbi olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitlerden pelletierin taşır. Besin olarak kullanımı: Narı çiğ olarak tüketmek için, önce bir bıçakla ikiye ayırmak gerekir, sonra narın tohumları kabuğundan ayrılmalıdır. Tohumlar arasındaki beyaz liflerin de tohumlardan ayrılması gereklidir. Bunu yapmanın kolay bir yolu, tohumları su dolu bir kaba koymaktır. Taneler dibe çöker, beyaz lifler su üstünde kalır. Bir tabağa doldurulan taneler, bir kaşık yardımı ile çiğ olarak yenilir. Baz narların tadı çok ekşi, bazılarınınki çok tatlı olabilir. Ama genelde nar, ekşi ile tatlı arasında bir tada sahiptir. Nar suyu, Orta Doğu ülkelerinde çok tüketilen bir içecektir. 2000li yıllardan itibaren ABD’de de popüler olmuştur. İran ve Hint mutfağında nar, çeşitli yemeklere malzeme olarak katılmaktadır. Domatesin İran mutfağına henüz girmediği dönemlerde, İran mutfağında nar şurubun çok yaygın olarak kullanılmıştır. Halen nar şurubunun kullanıldığı geleneksel yemekler yaşatılmaktadır. Örneğin, ana malzemesi nar şurubu ve öğütülmüş ceviz olan koyu bir sos, çeşitli kümes hayvanları pişirildiğinde üzerlerine dökülerek kullanılır; nar çorbası içilir. Türkiye’de nar şurubu, “nar ekşisi” adı altında salatalarda ve etlerin marine edilmesinde kullanılır. Güllaç ve aşure gibi tatlıları süslemede de nar kullanılır. Tıbbi kullanımı ve sağlığa faydaları : 100ml nar suyu, yetişkin bir insanın günlük C vitamini gereksiniminin %16’snı karşılar. Nar suyu ayrıca B vitamini ve potasyum içerir. Çeşitli diyet ürünlerinde nar özü kullanılmaktadır. Çünkü nar özü şeker, kalori ve katkı malzemeleri içermemektedir. Nar meyvesinin kabuğu, ishale karşı (% 15'lik) çay halinde kullanılabilir. Nar, çarpıntıya iyi gelir. Mideyi kuvvetlendirir. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir. Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa bağırsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Bu yüzden veteriner hekimliğinde özellikle sığırlardaki tenyalara karşı kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Nar suyu virüs önleyici özelliğinden ötürü diş taşı temizlemede kulanılır. Nardaki tanin maddesinin kalp krizi riskin düşürdüğünü ortaya koyan çalışmalar yapılmaktadır. Nar tohumu yağının, estrojen sentezlenmesini engelleyerek, göğüs kanseri hücrelerinin üremesine karşı etkili olduğu düşünülmektedir. Son zamanlarda, nar suyunun prostat kanseriyle mücadele etmede kullanılıp kullanılamayacağı araştırılmaktadır. Endüstrideki kullanımı: Yün iplikler, sarımsı renklere boyanabilir. Ayrıca meyve ve gövde kabukları mordanlarla birlikte yün ipliklerin esmer-sarı, sarı veya siyaha boyanmasında kullanılır.

NAR MEYVESİNİN FAYDALARI

Nar, bünyesinde barındırdığı vitamin ve mineraller bakımında oldukça zengin ve besin değeri yüksek, sağlığımız için son derece önemli bir meyvedir. Anti oksidan yönünden çok zengin olan Narın nelere iyi geldiğini, hangi hastalıklara, nasıl fayda sağladığı hakkında bilgileri bu yazımızda bulabilirsiniz.

Şimdi Nar Suyunun, Narın veya Nar ekşisinin hangi hastalıkları iyi geldiğini faydalarının neler olduğunu, bu değerli meyvenin genel özellikleri şöyle sıralanmaktadır;

¨ Şeker Hastalığına iyi gelir,

¨ Dişeti kanamalarına iyi gelir,

¨ Kellik tedavisinde oldukça etkilidir,

¨ Tansiyonu yüksek olanlar için faydalıdır,

¨ Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler,

¨ Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur,

¨ Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır,

¨ Enerji verir, yorgunluğu giderir,

¨ İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar,

¨ Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur,

¨ Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller,

¨ Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar,

¨ İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar,

¨ Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar,

¨ Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır,

¨ Böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol bol yenilmesi;

¨ Göz ağırısına karşı ekşi nar taneleri, mercimek ve gül suyundan oluşan karışımın göz kapakları üzerine yarım saat konması;

¨ Göz kaşıntısında nar usaresinin pişirilerek süzüldükten sonra hazırlanan ılık sıvının sürme şeklinde göze sürülmesi;

¨ Dış basura karşı ekşi nar ile sirkeden, kellik tedavisinde ise ekşi nar ile zeytinyağından oluşan bir terkibin kullanılması;

¨ Kalp çarpıntısına karşı nar tanelerinin dövülerek damıtılmış suyla şurup halinde içilmesi;

¨ Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.

¨ Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.

¨ Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır. Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir.

¨ Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır

Yemesi zahmetli olan, ekşiliği nedeniyle biraz da yüz ekşitirek yenen narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası.

Nar (Punica granatum), Lythraceae familyasından içinde küçük çekirdekler ve meyve gövdesini oluşturan yüzlerce tanecikten oluşmuş, hafif ekşi tadında ılıman iklimlerde yetişen, özellikle Anadolu ve İran”da yetiştirilen bir meyve türü. Türkiye”de Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetişir.

Haziran-Temmuz aylarında kırmızı renkli çiçekler açan, iki ile beş metre boylarında ağaççıklardır. Gövdeleri gayri muntazamdır. Yapraklar karşılıklı, kısa saplı ve kırmızı kenarlıdır. Çiçekler kısmen sapsız, tek tek ve birkaçı bir arada bulunur. Çanak yaprakları kırmızı renkli, dökülmeyen ve etlidir. Meyveleri küre şeklinde ve portakal büyüklüğünde, önceleri yeşil, olgunlukta kırmızımsı renkte, derimsi kabuklu, çok tohumlu ve etlidir.

Kullanım Şekli;

Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbi olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitler (pelletierin) taşır. Nar meyvesi kabuğu tanen, triterpenler ve az alkaloitler ihtiva eder.

Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa barsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15′lik) çay halinde kullanılabilir. Ayrıca yün iplikler, sarımsı renklere boyanabilir. Nar, çarpıntıya iyidir. Mideyi kuvvetlendirir. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.

Florida”da, 6-9 Mart tarihleri arasında yapılan Amerikan Kardiyoloji Koleji toplantısına katılan, Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi kardiyologlarından Doç. Dr. Özgen Doğan, yapılan son araştırmaların, nar suyunun damar tıkanıklığını önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti.

Doğan, şu bilgileri verdi:”Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon yüzde 5 düşürüldü.”

Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.

Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.
Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.

Narın ve nar suyunun faydalarını Alman Hastanesi”nde görev yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan şöyle anlatıyor:
Sağlık açısından özellikle kış aylarında bol bol tüketilmesi gereken bir meyve. Çünkü insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitirmek mümkün değil. Adeta bir ”ilaç”, hatta antibiyotik olan nar, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan koruyor. İçerdiği bazı maddelerle kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engelliyor.

Nar, özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde vücudun savunma sistemini güçlendiriyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, yapılan araştırmalarda nar suyunun cilt kanserine ve erkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu etkisinin görüldüğünü söyledi:

Kış mevsiminde portakal, mandalina ve limonun yanı sıra narı da taze şekilde veya suyunu sıkarak tüketmek son derece önemli.

Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Damar tıkanıklıklarını geriletme özelliği bulunan nar, ”ACE” denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü bir etki de yapıyor. Nar birçok özellikleriyle bazı meyveleri de geride bırakıyor. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor.

Tüm bu özellikleriyle adeta bir ”ilaç” ve doğal antibiyotik görünümünde olan nar, sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gereken meyveler arasında yer alıyor. Nar suyu ayrıca damar sertliğine karşı güçlü etkisi bulunan bir içecek olarak karşımıza çıkıyor.

Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden oluyor. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içeriyor.

Bu nedenle ishal kesici ve kurt düşürücü özelliğe sahip bulunuyor. Nar kabuğunun ekstresi ise güçlü bir virüs ve mikrop öldürücü özelliğe sahip. Ayrıca, cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösteriyor. Bunların yanı sıra, meyve kabuğu ve tanelerin antioksidan ve anti-tümör etkileri de biliniyor.

Beslenmede de Önemli :

Beslenmede mutlaka yer alması gereken nar, aynı zamanda güçlü bir antioksidan özelliği taşıyor. Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitamin, mineral, enzim ve antioksidanlar bulunuyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan,”serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır” dedi.

Doğan, bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir açıklamasında da bulundu.


DİNİ AÇIDAN NAR MEYVESİ

Yahudi inancına göre nar, doğruluğu simgeler. Bir inanca göre göre, Adem ile Havva’ya yasak olan cennet meyvası elma değil, nardır. Bu yüzden, Hristiyanlar’ın dini süsleme sanatında nar, sıklıkla kullanılan bir motiftir. Papaz giysilerinde, oda duvarlarına asılan dinsel süsleme amaçlı kumaşlarda ve metal işlerinde nar motifine rastlanır. Kuran’da nar sözcüğü 3 kez geçmektedir: Enam Suresi 99 ve 141, Rahman Suresi 68. Bunların ilk ikisinde nar, Allah’ın yarattığı güzel şeylerin bir örneği olarak verilmiştir, üçüncüsünde ise cennetteki bir meyve olarak anlatılmaktadır. “O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (Enam, 141) “O gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah'ın varlığını gösteren) ibretler vardır.” (Enam,99) “İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.” (Rahman,68)

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret115953
Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 7° 5°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.85643.8718
Euro4.54804.5662